
söyle ayda bir iki kere dogaya karisip, sehri gürültüyü patirtiyi unutmak, sadece ciceklerin kokusu, kuslarin civiltisi, agaclarin gölgeleri arasinda kaybolmak insani canlandiriyor. iste biz de bir önceki trekking deneyiminin hizini alamadik ve hemen sonraki pazar yine Bukla ile kendimizi yollarda bulduk. Bu sefer Tesvikiye köyü, Erikli Selalesi parkurunda. Yagmur ihtimaline ragmen son derece keyifli, günesli bir gün gecirdik. Erikli selalesi iki asamali, ilkinden ikinci ve daha büyük olana gecerken biz macera olsun diye kaya tirmanisini tercih ettik. laf aramizda ayni yere cok daha rahat ve merdivenlerle cikildiginda bastan bilseydik muhtemelen rehberimizin "burayi herkes cikti" motivasyonlari bir ise yaramaz, hepimiz kolaya kacardik ;)

Yazin gelmesiyle kalabliklasan selalede yaz kampi yapan cocuk gruplarindan, turistlere ve selale manzarasina karsi sigarasini tütürüp hoplaya ziplaya eglenirken gürültü dozajini da ayarlayamayan yurdum insanina, cocuklariyla oynayan ailelere kadar pek cok farkli kesim selaleinin dibinde bulusuverdi. Sadece o degil orman icindeki ince toprak patika boyunca da kalablik doga ve yürüyüs sever gruplarla karsilasip birbirimize yol vermemizi gerektirecek bir kalablik mevcuttu. Muhtemelen baharda daha serin ama daha bakirdir buralar. Mantar yönünden zengin olan parkurdan en cok mantarlari taniyan ve toplayan Polonyali katilimci faydalandi. Gün sonunda iclerinde shitakee gibi özel cinslerin bile bulundugu kiloluk bir mantar torbasi vardi :) Geleneksel sucuk mangal ve eritilmis helva partisinden sonra yokus asagi Tesvikiye köyü'ne kadar yürüyüp köy kahvesinde kahve icerek yorgunlugumuzu attik.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder