Eskiden su depose olarak kullanilan yer simdi bol gölgeli ve icinde cesmeleri olan sade bir dinlenme duragi. Sömine basinda ögle yemeginin hazirlanacagi bu yere bu kadar erken varinca e daha terlemedik bile diye düsünüyor insan. Ancak burada hazirliklar yapilirken biz rehberlerden biriyle Beskayalar'in oldugu tepeye ciktik.Orman icinde dik sayilabilecek bu cikista size ara sira yolunuzu kesen kucuk su akintilari ve kus sesleri eslik ediyor. Bes kayalari gelince gördügünüz manzara ise muhtesem! Burada vadiden gelen serin rüzgar ile dinlenip manzarinin tadini cikardiktan sonar tekrar ayni yoldan Veysel Dayi'nin yerine bu sefer yokus asagi olmanin verdigi hizla daha cabuk bir dönüs yapiliyor. Gelince bizi masanin üzerinde hazirlanmis salatalık, domates, kirmizi biber, patlican ve mangalda cozurdayan yesil biberler bekliyordu. Bu istah acici manzara açık ateşte sucuk barbekü ile tamalandi ve afiyetle ekmek arasi ögle yemeklerimizi mide indirmeye koyulduk. Üstelik tadimlikta olsa mangalda mantar bile hazirlanmisti. Yemegin üzerine caylarimizi tazelemisken bir de baktik trekinglerin vazgecilmezi mangal üzerinde eritilmis helva muz eslinde hazir. 
Esas yürüyüs yemekten sonra Beşkayalar Kanyonu içindeki hafif yokus asagi toprak yolda devam etti. Burada yol boyunca akan sular, erik, karayemis, kiraz agaclari, kayalardan bile fiskiran morlu pembeleri cicekler, yesili süsleyen papatyalar esliginde ilerlerken ikinci daha kücük bir selalede mola vererek soguk suda ayaklarimizi dinlendirdik. Dogaya, yesile, temiz havaya ve huzura doydugumuz gezimiz Servetiye Köyü‘nde son buldu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder