26 Haziran 2014 Perşembe

Tesvikiye Köyü / Erikli Selalesi

söyle ayda bir iki kere dogaya karisip, sehri gürültüyü patirtiyi unutmak, sadece ciceklerin kokusu, kuslarin civiltisi, agaclarin gölgeleri arasinda kaybolmak insani canlandiriyor. iste biz de bir önceki trekking deneyiminin hizini alamadik ve hemen sonraki pazar yine Bukla ile kendimizi yollarda bulduk. Bu sefer Tesvikiye köyü, Erikli Selalesi parkurunda. Yagmur ihtimaline ragmen son derece keyifli, günesli bir gün gecirdik. Erikli selalesi iki asamali, ilkinden ikinci ve daha büyük olana gecerken biz macera olsun diye kaya tirmanisini tercih ettik. laf aramizda ayni yere cok daha rahat ve merdivenlerle cikildiginda bastan bilseydik muhtemelen rehberimizin "burayi herkes cikti" motivasyonlari bir ise yaramaz, hepimiz kolaya kacardik ;)

 Yazin gelmesiyle kalabliklasan selalede yaz kampi yapan cocuk gruplarindan, turistlere ve selale manzarasina karsi sigarasini tütürüp hoplaya ziplaya eglenirken gürültü dozajini da ayarlayamayan yurdum insanina, cocuklariyla oynayan ailelere kadar pek cok farkli kesim selaleinin dibinde bulusuverdi. Sadece o degil orman icindeki ince toprak patika boyunca da kalablik doga ve yürüyüs sever gruplarla karsilasip birbirimize yol vermemizi gerektirecek bir kalablik mevcuttu. Muhtemelen baharda daha serin ama daha bakirdir buralar. Mantar yönünden zengin olan parkurdan en cok mantarlari taniyan ve toplayan Polonyali katilimci faydalandi. Gün sonunda iclerinde shitakee gibi özel cinslerin bile bulundugu kiloluk bir mantar torbasi vardi :) Geleneksel sucuk mangal ve eritilmis helva partisinden sonra yokus asagi Tesvikiye köyü'ne kadar yürüyüp köy kahvesinde kahve icerek yorgunlugumuzu attik.

16 Haziran 2014 Pazartesi

Aytepe Beskayalar

Izmit'teki Aytepe Beskayalar'i Bukla'nin günübirlik trekking turu ile kesfettik. Günün ilk duragi olan kahvaltida asiri yagli puaca ve acmalar biz doga dostu ve sagligina düskün katilimci grubunu cok memnun etmedi. Bukla'ya tavsiye bunun yerine peynirli domatesli sandvic tercih edilmesi yönünde ;) İzmit Yuvacık‘taki Aytepe Köyü’nden başlayan yürüyüşümüz son derece rahat bir yol ile Veysel Dayi'nin yerine variyor.

Eskiden su depose olarak kullanilan yer simdi bol gölgeli ve icinde cesmeleri olan sade bir dinlenme duragi. Sömine basinda ögle yemeginin hazirlanacagi bu yere bu kadar erken varinca e daha terlemedik bile diye düsünüyor insan. Ancak burada hazirliklar yapilirken biz rehberlerden biriyle Beskayalar'in oldugu tepeye ciktik.Orman icinde dik sayilabilecek bu cikista size ara sira yolunuzu kesen kucuk su akintilari ve kus sesleri eslik ediyor. Bes kayalari gelince gördügünüz manzara ise muhtesem! Burada vadiden gelen serin rüzgar ile dinlenip manzarinin tadini cikardiktan sonar tekrar ayni yoldan Veysel Dayi'nin yerine bu sefer yokus asagi olmanin verdigi hizla daha cabuk bir dönüs yapiliyor. Gelince bizi masanin üzerinde hazirlanmis salatalık, domates, kirmizi biber, patlican ve mangalda cozurdayan yesil biberler bekliyordu. Bu istah acici manzara açık ateşte sucuk barbekü ile tamalandi ve afiyetle ekmek arasi ögle yemeklerimizi mide indirmeye koyulduk. Üstelik tadimlikta olsa mangalda mantar bile hazirlanmisti. Yemegin üzerine caylarimizi tazelemisken bir de baktik trekinglerin vazgecilmezi mangal üzerinde eritilmis helva muz eslinde hazir. 

Esas yürüyüs yemekten sonra Beşkayalar Kanyonu içindeki  hafif yokus asagi toprak yolda  devam etti. Burada yol boyunca akan sular, erik, karayemis, kiraz agaclari, kayalardan bile fiskiran morlu pembeleri cicekler, yesili süsleyen papatyalar esliginde ilerlerken ikinci daha kücük bir selalede mola vererek soguk suda ayaklarimizi dinlendirdik. Dogaya, yesile, temiz havaya ve huzura doydugumuz gezimiz Servetiye Köyü‘nde son buldu.